Yakacık’ta Akşamdan Sonra Bir Mezarlık Alemi

Hepsi bu sabah benim için gelmişler,

"Korkma, bugün yanında olacağız, Şinasi gibi yamuk yapmayız biz sana" dediler.
Mutlu oluverdim, yazıverdim, sona kaldım ama dona kalmam umarım.

Şimdi de vedalaşıyoruz.
Moran gitti bile, giderken biraz hüzünlüydü sanki, “Bi daha ne zaman görüşeceğiz dedi?”…
"Şu aralar kuramlara meraklıyım, belki onları anlatırsın bana üzülme" deyip arkamı döndüm, kuramlara meraklı olmam onunla hemhal olmamı luzumlu kılmıyordu.

Sonra Reco geldi, önce ona Reco diyorum diye darılmış bana beyefendi. Ama  beraber uzun vakitler geçirince Bihruz sendromunu bir kenara bıraktı.
İyi anlaşıyoruz gibi.Şiir teorisinde ufuk açmışsın diyorum, ısrarla şiirlerinin de iyi olduğunu söylüyor, hemen de dolar gözleri zaten. Pek nazlı.
 

Gitsin diye gözünün içine bakıyorum.
Dün gece ondan başka işlerimin olduğunu da anladı,
"Artık bizim için gitme vakti geldi küçük hanım" dedi,
Gitmeden önce bana kendi şiirlerinden okudu.

Hiçbiri bir Makber değil diyecektim,
Onun yerine  ”hiçbiri bir alex değil” demişim.
İltifat ediyorum sandı, teşekkür etti, pudralı suratındaki ter damlalarını ipek mendiliyle sildi.
Fötr şapkasını taktı, bastonunu eline aldı.
"Au revoir mademoiselle" diyerek selamdı beni, sonra da gitti
Ben de arkasından “Katibim”i söyledim.




Ve bir dönem daha bitti.